METİNLERLE İSLAM DÜŞÜNCESİ ATÖLYESİ
Dursun Çiçek 

Amaç: Atölyenin amacı Hz. Peygamber sonrası ortaya çıkan İslam düşünce ekolleri ve yorumlama biçimlerini ortaya çıktıkları siyasal, sosyal ve kültürel bağlamla birlikte önce anlamaya çalışmak sonra da bir süreklilik çerçevesinde atölye öğrencilerine anlatmaktır.

Bağlam: İslam düşüncesi Müslüman âlimlerin Hz. Peygamberimiz’in vefatı sonrasında ortaya çıkan siyasal, kültürel ve sosyal olaylara ilişkin ortaya koydukları düşünme, yaşama ve yorumlama biçimlerini kapsar. Bu minvalde ortaya çıkan ekollerin her biri İslam’ın ne olduğu ve olmadığı ile ilgili tevillerdir. Fıkıh, Kelam, Tefsir, Felsefe, Tasavvuf ana ekseninde mücessem hale gelen bu anlama ve yorumlama biçimleri sırf İslam tarihinin ve Müslümanların değil, tüm dünyanın ilgi alanına girer. Çünkü söz konusu ekoller vasıtası ile ortaya çıkan düşünürler sadece kendi bağlamlarında kalmamış, karşılaştıkları kültür ve coğrafyaların düşünürlerini ve düşünme biçimlerini de taşıyıcı, anlayıcı ve yorumlayıcı görevler yapmışlardır.

Dolayısıyla İslam düşüncesi dediğimiz şey; ana kaynak Kuran ve Sünnet ekseninin yanı sıra, başta içinde doğduğu kültür olmak üzere, daha sonra yayılma sürecinde muhatap olduğu ve içine aldığı tüm kültürleri de kapsamıştır. Kimi zaman bazı ekoller ve düşünürler çerçevesinde etkiler ve belirlerken, kimi zaman etkilenmiş ve belirlenmiştir.

Öyleyse İslam düşüncesi üzerine çalışmak ve düşünmek hem İslam öncesi düşünce ve kültür birikimleri üzerinde hem de İslam sonrası süreçte etkileşimde bulunduğu düşünce ve kültür birikimleri üzerinde çalışmak ve düşünmek demektir.

İslam düşüncesi insani/beşeri bir çabadır. Lakin bu onu seküler kılmaz. Çünkü meşruiyetini, bağlamını insandan değil, müteal olandan, vahiyden alır. Kıstası, ölçeği vahiydir. Vahiy iki türlü yorumlanır. Birinde vahiy insanı (peygamber) yorumlar ve vahiyle yorumlanan insan (peygamber) vahyi yorumlar (tefsir), bu yorumla (tefsirle) insanı yorumlar (ashab, âlim), bu bağlamda vahiyle yorumlanan insan da vahyi bu bağlamla anlar, anlamaya, yorumlamaya (te’vil) çabalar. İkincisinde ise insan vahyi tarihsel bir malzeme olarak kabul ederek onu “herhangi bir şey” gibi ele alır, anlar ve yorumlar. Bu ikisi birbirine benzer olmadığı gibi zıtlık ifade eder. İşte bizim İslam düşüncesi dediğimiz şey ilk bağlamdır.

Bu bağlam yapılan yorumu “ilahi/kutsal/dogmatik” yapmadığı gibi, “ilahi” olandan da koparmaz. Dolayısıyla İslam düşünce ekseninde “Allah rızası ve ümmet çıkarı” gözetilerek yapılan her bir yorum bu yanıyla “ilahi”, insan yorumu olması itibari ile ise tarihsel ve insanidir. İslam düşüncesini diğer seküler düşünme biçimlerinden ayıran temel bağlam budur. Bu kaçırıldığında vahiyle insan arasına mesafe girer ve bu mesafe ile birlikte tek ve yegâne belirleyici insan olur.

Öyleyse İslam düşüncesinin amacı Kuran ve Sünnet/nas ana kaynakları ekseninde, insan için bir tarih/geçmiş/hafıza, ortak anlama ve anlatma dili, birlikte yaşama imkânı dediğimiz hayat görüşü; Müslümanlar dışındaki insanlar için de teklif mahiyetinde bir âlem tasavvuru sunmaktır.

 

Dolayısıyla İslam düşüncesi bu yanıyla kalıcı olanla değişeni bir süreklilik ekseninde zaman ve mekân içinde somutlaştırır.

Bize göre İslam düşüncesi yukarıda saydığımız dört ana ilke çerçevesinde tarihsel anlamda uygulanmış/yaşanmış, ortaya müşahhas yansımalarını koymuş ve bugünle ilgili iddiaları olmakla beraber yarınla ilgili tahayyülleri ve tasavvurları olan bir düşünme/düşünce biçimidir.

Atölyenin amacı, İslam’ı, düşünmeyi, İslam tarihini ve İslam düşüncesini kendi bağlamında okumak, takip etmektir. Oryantalist etki ile Rönesans-Aydınlanma süreci sonundaki modern etki tüm inanma ve düşünme biçimlerini kendine göre belirlerken, düşünmeyi felsefeye ve sadece Antik Yunan’a indirgeyerek yeni bir tanım yaptı ve yeni bir metafizik/âlem tasavvuru oluşturdu. Tarihi evrimci tarih anlayışına indirgeyerek, insanı ve tarihi Beyaz Adam eksenine indirgedi. Bilimi/ilmi Rönesans/Aydınlanma sürecine göre tanımladı. Bu tanımlamalar Batı dünyasından ziyade asıl etkini İslam dünyasında gösterdi. Bu gibi atölye ve okuma biçimlerinin asıl amacı bu gibi algı ve inanma biçimlerinin gerçeklikle ilgisinin olmadığını “rasyonel ve tarihsel” bir biçimde ortaya koymaktır.

İçerik: Atölyede; Deney ve Gözlem, Nazar ve İstidlal, Burhan ve İçtihat, Te’vil, Temsil ve İmge/Sembol, Tahayyül/Keşf/İlham/İrfan, Müşahede ekseninde ortaya çıkan düşünme/düşünce biçimleri (Fıkıh-kelam-tefsir-felsefe-tasavvuf) birbirleri ile etkileri çerçevesinde ele alınarak, tercih edilen belli (sistem kurucu, terkib oluşturucu) isimler ve metinleri ekseninde, süreklilik ekseninde ele alınacak ve okunacaktır.

 

Bu bağlamda 16 isim belirlenmiştir. Her dönemde (10 hafta) 4 isim metinleri ekseninde anlatılacaktır.

Gün: Perşembe

Saat: 17.30

Yer: Milli Mücadele Müzesi